Monday, April 13, 2015

Görmek ve Görünmek

Evet evet hakılısınız, çok uzun zaman oldu buralara uğramayalı, ama emin olun kendimce haklı sebeplerim vardı.. Son zamanlarda ki favori lafım da bu! Haklı sebeplerim var! Tabi siz diyeceksiniz ne diyor bu kız? Kısaca şöyle bahsediğim uzun bir ilişkiden çıkmak bir hayli kilo vermek ve tam herşey yolunda giderken üst üste girdiğim 2 bel ameliyatı sonucu yarı yatalak bir hayata geçiş yapmam. Sizce de haklı sebeplerim yok mu? Bence var.. Her neyse uzun lafın kısası, her şeyi tam yoluna koyuyorum derken bu ameliyat fena bozdu beni.. Uzun süren bir nekaat döneminin ortalarına gelmiş olmanın verdiği mutluluk, okulu dondurmanın üzüntüsü, evde yeni hobiler bulmama neden oldu. Malum aşağı fırına inemediğimden ve üretimden de geri kalmamak adına kendimi seramiğe vermiş durumdayım. Hatta yakında bir kermese katılacağım da doğrudur.
  Şimdi gel gelelim, asıl bu başlığın anlamına, 2-3 gündür yazmayı düşündüğüm konu şu aslında; 2 günde önce babamla klasik bir pazar kahvaltısı yapmak üzere Kalamış Divan'a gittik. Walkerla yürümenin en büyük sıkıntısı açık büfeye tamamen konsantre olamamakmış bunu öğrendim. Neyse ki tüm olumsuzluklara rağmen aç kalmadım:)) Kahvaltıda uzun uzun ameliyat detayları konuştuktan sonra(son zamanlarda ki favori konumuz) sonunda masadan kalkmayı başardık, babamla biyere kadar yürüdük sonra beni orada bıraktı ve arabayı almak için otoparka yürümeye devam etti.. Bende elimde walkerim sırtımda çantam babamı bekliyorum. Tam o sırada yanımdan birileri geçti, yokuşun aşağısından beri izlediğim dilenci çocuğun yanından sanki o hiç yokmuşcasına geçip gittiler. Bende bilerek dilenci çocuğun yanına yaklaştım ve babamı orada beklemeye başladım. Babamın otoparktan arabayı çıkartıp beni alması ortalama 3buçuk dakika sürdü bu süre zarfını dilenci çocuğu gözlemleyerek geçirdim. Çocuk yanımızdan geçen bütün insanlara yalvarırken beni resmen görmezden geldi. Benimle arasında 3 adımlık bir mesafe olmasına rağmen hep yanımızdan gelip geçenlerden para dileniyordu, beni önemsemedi bile. Hemen arkasından babam arabayla geldi, ve çocuk koşarak babamın yanına yaklaşıp para dilendi, eğer fırsatım olsaydı çocuğa para verecektim ama arabaya oturup sırtımda ki çantaya ulaşana kadar babam gaza basmıştı bile. Eve gidene kadar babamla epey bir muhabbet ettik, ama benim aklımda dilenci çocuk kalmıştı, hemen yanında ben dururken, yüzüne bile bakmayan insanların peşinde para dilenmeyi tercih etmişti. Ya ben görünmezdim ya da o görmek istemiyordu çünkü benden bir çıkarı yoktu. Benim para veremeceğimi düşünmüş olabilir miydi acaba? Veya zaten bu kız sakat yazık ben bundan para dilenmiyim mi demişti? Şimdi sizlere soruyorum, her gün kaç adet tekerlekli sandalyede insan görüyoruz? Veya kaç tanesi bize görünüyor? Acaba algıda seçicilik mi yapıyoruz? Dışarı çıktığımızda sadece ilgimizi çeken şeylere mi göz gezdiriyoruz ya da görmek istediğimizi mi görüyoruz sadece? Göz zevkimizi bozan şeylere bakmaktan hoşlanmıyor muyuz? Gerçek hayat çok mu acımazca geliyor anlık da olsa?       Yaklaşık 3 aydır sürekli sorduğum tek bir soru var kendime, neden ben? Neden benim başıma geldi bu talihsizlik? Nasıl bir talihsizlik bu? Hep beni mi bulmak zorunda? O gün o çocuk aslında bana bakmayarak neyden kaçmaya çalıştı? Biz çevremizde olan biten bir çok şeye de bu şekilde mi davranıyoruz acaba? Ne kadar çok soru birikti öyle değil mi bir anda? Belki de görmek ile görünmek yani farkında olmak çok farklı algılardır. Bundan önce tekerlekli sandalyeli veya walkerlı birini gördüğümde bu kadar farkında olmazdım hani hep insan hiç kendi başına gelmeyecekmiş gibi hisseder ya, ama başına gelince nasıl da farkediyormuş? Belki o çocuk da seçmedi böyle olmayı, kimseden para dilenmek istemedi veya kimsenin onu yoksaymasını, ama farkında olmadan o kadar çok şeye körleşiyoruz ki.. İşte bu yüzden bir karar aldım, yazımın yukarısında bahsettiğim kermes e katılma sebebim, kazandığım paranın bir miktarını Omurilikli Felçliler Derneği'ne bağışmaya karar verdim. Onlar  da bana bir şey olmaz demişlerdi, ama şimdi bir çoğunun bel altı tutmuyor, benim de bir süre tutmadı ve ne kadar zor bir şey olduğunu artık çok iyi biliyorum. Başkasına muhtaç olmanın, tuvalete bile gitmeden önce dakikalarca hesap yapmanın. Ve neden ben sorusunun cevabını buldum dilenci çocuk sayesinde, çünkü benim bir şeyleri farketmem ve bazı değerleri kazanmam için böyle büyük bir sınavdan geçmem gerekiyordu belki de.. Ben er yada geç iyileşeceğimi biliyorum ama iyileşemeyecek bir sürü insan var, ve onların da görünmeye hakkı var.. Keşke olmasaydı ama bir taraftan da iyi de oldu be.. Hayatın, bacaklarımın değerini onları geçici bir süre bile olsa kaybederek anladım. Neden ayrıldıktan sonra insan ağlar? Bir daha geri gelmeyeceği gerçeğiyle yüzleştiği için.. Bir şeyleri kaybetmeden  de anlayabilmeli bazı şeyleri insan, eğer bu yazıyı okuduysanız, keşkelerden kurtulun ve döktüğünüz her gözyaşı için teşekkür edin.. Şuan ki gülüşünüzün  nedeni bir zaman ki döktüğünüz gözyaşlarınız olabilir.