Thursday, August 9, 2012
Hep aynı hesap dönüyor buralarda
Geçen sene bu zamanlarda arkadaşlarım söylemişti de inanmamıştım, insan bu büyük görkemli sınavdan sonra büyük bir boşluğa düşüyormuş gerçekten. Bütün sınav çalışması boyunca hep bu günleri hayal edip durduk, ah şu sınavlar bir bitse de tatile gitsek, sabaha karşı uyusak, güneş batarken uyansak diye... Fakat gelin görün ki bütün o yorgun çalışmalardan sonra insan büyük bir boşluğa düşüyor. Sınava çalışırken sabah 6 da kalkıp güne gözlerimi açmak için son derece acı bir kahve yapıp yarı baygın halimle üstümü giyinip dersten derste koştum bütün sene. Her sabah uyandığımda 'acaba bugün ne tür korkunç derslerim var'diye düşünmekten çoğu zaman yapmam gerekenleri bile bir kenara atıp, sistemin yanlışlığından tutun da test sorularının saçmalığına hatta hocaların hatalarına kadar sürekli bitmeyen tükenmeyen düşünceleri paylaştım gün içinde gördüğüm herkesle. Önce kendime sonra da aileme kızarak devam etti günlerim, neden yurt dışında okumadım? veya bu işin daha kolay bir yolu yok mu acaba? Fakat sınav yaklaşmaya başlayınca diğer tüm kurbanlar gibi ben de başladım ezber yöntemine, sayfalarca ezber çalışma zamanı geldi, elimde ve çantamda bir çuval dolusu kağıt ve içinde gerekli-gereksiz aklınıza gelebilecek bütün bilgiler... Günler böyle sürüp geçerken tabii insan yavaş yavaş yorulmaya başlıyor, bütün sosyal aktivitelerden yoksun hale geliyor, arkadaşlarıyla dershaneden sonra bir saat ayaküstü bir şeyler atıştırmak büyük bir lüks haline geliyor. En korkunç kısmı ise bu dönemde alınan kilolar ve giderek duygusallaşan bünyeler, pıtır pıtır aşık olmalar, ayrılmalar, duygu bunalımları! ve en kötüsü de bunu düşünecek zamanı bile zor bulması insanın, halbuki aslında tam da yaşındayız bunları yaşamanın, her ne kadar bir çok insan şu açıklamayı yapsa da bize; '' bu sene dişinizi sıkın seneye aşık olursunuz'' veya daha da fenası'' bu yaşta aşk olmaz'' Hayır efendim bal gibi olur! Asıl bu sene olur hatta, daha harika bir zaman olamaz insanın duygularını özgürce yaşayabileceği, çünkü insanın beyni o kadar yorulmuştur ki karşısında ki insana sadece duygularıyla hitap eder, bol bol sevgi gösterisi bekler, ilgi, alaka ve tabi ki bol bol motivasyon. Bu senenin en çekilmez baş rolu ise değişmez ailelerdir! Önce sakin olan aileler zaman daraldıkça bir karabasan gibi çöker insanın üstüne,ümitsiz tavırları sürekli yakınışları ve motivasyon düşürücü hareketleri insanı daha da bir ürpertir, en azından ben de böyle oldu:) Neyse ki sınav sabahı gelir ve aileler o sabah tamamen başka bir psikolojiyle kalkmışlardır ve bir anda çocuklarının harikalar diyarında yetişmiş gibi olduklarına inanıp müthiş bir motivasyon kaynağı olmaya çalışırlar. Sınavlar biter bu sefer bekleme faslı başlar bu arada ben de başta olmak üzere bütün kurbanlar kendi aralarında konuşmaya başlamışlardır, kimin ne kadar puan yapacağı konusunda. Sınav sonuçları gelir ve bir anda fark edersin ki asıl en zor kısım şimdi başlıyor! Üniversiteler teker teker fare deliğine kadar bakıldıktan sonra tercih listesi hazırlanır ve mutlu sona son adım da gerçekleşmiş olur( veya bizler öyle sanıyoruz) Sonra ki sabah ciddi büyük ve bir o kadar da görkemli bir boşluk!! Önce tatillere gidilir sabaha kadar içkiler masadan eksik olmaz, sarhoş olmanın tadını özlemişiz belli ki.. Gelin görün ki tatil bitip de geri dönünce işte burada bahsettiğim noktaya geliyoruz hepimiz, müthiş bir boşluk, yapacak hiçbir şey yok. Dediğim gibi aynı noktaya döndük işte, bu kadar istediğimiz zaman geldi ve o boşluğun içinde sürükleniyoruz günleri sayıyoruz tekrar bir uğraş sahibi olmak için. O yüzden diyorum ya hepimiz kurban gibi bekliyoruz ne zaman tekrardan başlayacağız o hararetli çalışma saatlerine. Yok yok bize göre değil böyle yan gelip yatmak , biz çalışmak isteriz hiç durmadan yoksa suçlu hissediyoruz kendimizi. En azından benim için geçerli tüm bu yazdıklarım..
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment